Bu filmi birkaç gün önce izledim. Aklımda tazeyken yazıp paylaşmak istedim çünkü ben bu filmi çok beğendim !
Öncelikle filmde kimler oynuyor derseniz?: Kızımız pek tanıdık bir sima değil (en azından benim için):
Lee Yeon Hee
Oğlumuz ise tanıdık bir sima:
Hyun Bin :)
Resimlerden de anlaşılacağı üzere film birazcık lise hikayesi gibi...
Ben hayatın doğal akışını içinde barındıran ve hüzün kokan filmleri çok severim. Niye bilmiyorum ama garip bir şekilde bu filmler beni çekiyor. Bu sebeple bu film bana fazlasıyla hitab ediyor. Çok güzel kurgulanmış bir drama örneği bence. Başlarda klasik zengin oğlan filmi zannedip biraz ön yargıyla yaklaşsam da bir 15-20 dakika sonra film beni fazlasıyla içine çekti..
Biraz spoiler vermek gerekirse (çok abartmayacağım tamam:) oğlumuz filmin isminden de anladığınız üzre "bir milyoner". Fakat kendisine kalan bu mirasa sahip olabilmek için ölen dedesinin vasiyeti üzere Kore'nin taşra bir şehrinde bir süre geçirip okulunu da oradaki bir lisede tamamlamak zorundadır. Bu süre zarfında sahip olduğu tüm imkanlar elinden alınacaktır.Rahat hayata, lüx arabalara, giyim kuşama alışmış hayta oğlumuza tabii ki böyle bir hayat zor gelecektir. Amma ve lakin bu, vasiyette mirası alabilmesi için koşulan bir şarttır. İşte maceramız da burada, bu taşra şehrinde başlıyor..
Kızımız tabii ki fakir bir taşra kızı! :) Fakat masum ve güzel :)
Daha fazla ayrıntıya girip izleyecek olanlar için filmin tüm heyecanını kaçırmak istemiyorum fakat beni çok etkileyen birkaç sahnenin resimleri ve yine beni çok etkileyen (hatta ağlatan!) bir diyalogla film yorumumu bitirmek istiyorum..
İşte en beğendiğim sahnelerden birkaç kesit...
Bunu hep yapardık değil mi küçükken? :) Dileklerimiz gerçekleşecek sanırdık...
Ben bu filmi izlerken birçok yerde gözyaşlarımı tutamadım. Gerçekten diyaloglar, sahneler, mekan, doğa, herşey o kadar hüzünlü ki izlemek isteyenler mendillerini hazırlasın derim...
Bu kutunun gizemini de ancak filmi izledikten sonra anlayacaksınız... :)
İşte son olarak beni en çok etkileyen diyalog:
eun hwan:
-Tanısana beni.. Gözlerimiz aynı ve dudaklarımız da.. Anlatayım sana. Seni 19 yıldır görmedim ama hemen tanıdım, sen nasıl tanıyamadın? Senden nefret ettim.Sensiz büyürken aklımda hep intikam vardı.Seni nasıl incitebileceğimi, üzebileceğimi düşündüm.. Ama kendimi incitmekten vazgeçtim artık. Beni başından attığın için seni affettim.Sende nefretim için beni affet.Çünkü ben cennete gitmek istiyorum...
[AkiKaze]








.jpg)

.jpg)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder